***
Müziğin tanımını falan yapmayacağım zira öyle bir şeydir ki müzik,öyle çok yönlüdür ki her insanın parmak izi nasıl farklıysa,kar tanelerinin nasıl eşi benzeri yoksa o da öyle başkadır her insan için.Tanımlayamazsın müziği,notalardaki anlam ve kinayeyi kelimelere dökemezsin bir türlü.Belki bir şarkı yardımcı olur açıklamaya diye düşündüm.Benim dillendiremediklerimi yüreğinize işler sizlerin.İşler ve orada kalır,ebediyete değer.
Bir Guns N Roses şarkısı:This I love. https://www.youtube.com/watch?v=c8Svb_1bHwQ
En sevdiğim şarkılardandır This I Love.Onun o eskilerden kalma tınıları,klasik müzikle Rock'ın birleşiminin büyüsünü yansıtan sezgileri.Guns N Roses başlı başına bir efsanedir zaten.Dinlenesi gruplardandır.Lakin ne yazık ki bugün hak ettiği değeri göremediği görüşündeyim.Evet,belki çok çok ünlü bir grup lakin bir Metallica kadar biliniyor mu?Bir Nirvana kadar?Pink Floyd kadar?Sanmıyorum.En azından benim düşüncem bu.Ha,Pink Floyd,Nirvana,Metallica iyi gruplar değil midir?Çok büyük efsanelerdir hepsi,hepsi de gördükleri ilgiyi sonuna kadar hak ediyorlar.Lakin Guns N Roses bunların yanında daha az biliniyor kanımca.Çok çok daha iyi yerleri hak ediyor Guns N Roses.
Biraz yukarıda müziği anlatmaya çalışmışım,daha doğrusu anlatılamayacağını anlatmaya.Anlaşılamayacağını anlatmaya.Lakin diyebilirim ki sokaklardaki insanların sesidir müzik.Her birinin.Düşkünün,fahişenin,yetimin.Ötekinin sesidir en çok da.Hakiki müzik derin anlamlar barındırır içinde.Anlatılmak istenen yalnızca sözlerde yazanlar değildir,melodisiyle çeker sizi karanlığa,kendi benliğinizde kaybolursunuz.Ve eğer gerçekten iyi dinlerseniz,duyarsınız ki yalnızca kulağınıza dolan seslerden ibaret değil müzik.Kalbinizde,çok derinlerde bir yerlerde.Hep var,ebediyen var olacak lakin çok az insan keşfedebilir yüreğinin şarkısını.Çok az insan kulağını dayayıp dinleyebilir kalbini.Dinler ve farkına varır bir şeylerin.Bu hayatın ne kadar saçma ve boş olduğunu anlar.Günlük meşguliyetlerine dalıp gidenlere,yüreğindeki seslerin varlığını dahi unutanlara bakıp iç geçirir.Üzer insanlar onu.Ne kadar az şey görebildiklerine,ne kadar dar pencerelerden baktıklarına şaşırır.Ne kadar uzun zamandır 'düşünmediklerini' merak eder.Gerçek anlamda düşünmediklerini.Zira pek çok insan bir kez olsun nereden geldiğini merak etmeden,adeta mekanik bir hayvan gibi yaşayıp ölmüştür.Filozoflara deli gözüyle bakmış,çocuklarını yüzeysellik içinde büyütmüştür.Belki sırf daha az düşünmesini sağlamak,daha basit ve bayağı bir hayat yaşamasına imkan tanımak için okul notlarını hayat felsefesinin üstünde tutmuştur.Hiç unutmam,bir gün elimde kalemle bir kağıda bir şeyler karalıyordum.Annem ders mi çalıyorsun dedi.Kitap yazıyorum dedim.Herkes bilirdi,sekiz yaşımdan beri yazardım.Benim kontrolümde insanlar yaratmayı ve düşüncelerine kendi düşüncelerimi yerleştirmeyi seviyordum.Hikayelerimdeki insanlar bana ihanet edemezdi,hayal kırıklığa uğratamazdı.Onlar gerçek bile değillerdi.Asıl nedeni de buydu,hikayeler de bir kez olsun ben değil de onlar kırılıyordu.Sevmediğim herkesin boğazını kesebilirdim.Bir katil bir hayvan terbiyecisine aşık olabilirdi.Eş cinsel bir çift çimento altında el ele ölebilirdi.Her şey bana bağlıydı,bu gerçek hayatta asla olmayan bir şeydi.Ama annem hiç anlamadı,düzenin hakiki yaratıcısı olan aileler gibiydi o da,farkında olmasa da bir canavardı.O gün bana ne dediğini hiç unutmam."Ders çalışma zaten,kitap yaz sen.Biraz da ders çalışsan ne olur kızım?Kitabı sonra yazarsın.Ne yapacaksın ki,bilmem.İyi bir liseye de gidemezsin zaten.Sokaklarda açlıktan ölürken yazarsın kitap artık."Cevap vermedim,ders de çalışmadım.Ders çalışmayı hiç sevmemişimdir zaten.Okulu da.Bence okul çocukları düzenin kölesi iyi birer robot yapmaktan başka bir işe yaramıyor.Bir de onca etki ve engelin altında azıcık kendi fikirlerinin sahibi olabilenler için insanların ne kadar amaçsız olduklarını fark etmelerini sağlıyor.Ne yanlış yetiştiriyoruz çocuklarımızı!Bugün bilmem kaçıncı sınıfta öğrendiği matematik forrmulünü yarın hatırlıyor mu?Kovalent bağların yapısını,fiillerin çekimini öğrenmektense nereden geldim de düştüm bu dünyaya diye sorsa kendine bir kere?Bir kere de gizem dolu bunca şeyi Tanrı'yla açıklamaya kalkmasa?Bir kere de düşünse yargılamadan,Tanrı sahiden var mı diye?Ateistleri inançlarına göre değil de,insanlıkları ve zihniyetleri için eleştirse?
Çok fazla onudan konuya atladığımın farkındayım,hiç sevemediğim bir özelliğimdir bu.Müzikten çıkmıştı konu,düzenin körlüğüne geliverdi ben anlamadan.Parmaklarım tuşlarda sesler bırakarak gezinirken,beynimdekiler nasıl oluyor da anında geçiveriyor bilgisayar ekranına akıl sır erdiremiyorum.Saniyesi saniyesine,hiç aksamadan ve hatasız.Lakin her ne kadar bayağı görünürse görünsün,müzik daima içinde isyan ve düzen karşıtlığı gibi duyguları barındırır.Hangi müziği dinlerseniz dinleyin,kimisinde fark edilemeyecek kadar az ve görünmez,kimisinde de ham maddesini oluşturacak kadar belirgin ve sert.
Belki biraz olsun farklılaşmıştır müziğin tanımı kafanızda.Ya da daha bir tutunmuşsunuzdur ona.Bu ilk yazıydı,kısa oldu haliyle.Bir de çok genel.Çok konu,az detay vardı.Blogta değineceklerimin bir özetini geçmiş sayılabilirim.Şahsen hayatımda çok büyük yer kapladığı için müzik hakkında yazacağım daha çok.Ama farklı konular da olacak tabii,siyasetten sanata kadar her şey olacak.Okuduğunuz ve zaman ayırdığınız için teşekkürler.